• Şadiye Kaya

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karşılaşması, böyle bir duruma tanık olma gibi ağır travmatik olaylardan sonra ortaya çıkabilen, özgül belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanmaktadır. Belirtiler üç aydan kısa sürdüğünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adı verilir. Klinik açıdan önemli bir özellik de travmatik yaşantı dan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çıkan tiplerdir. Bunlara, “gecikmeli başlangıçlı” adı verilmektedir. Her bireyin genetik özellikleri, fiziksel yapısı, psikolojik yaşantı geçmişi ve yaşanılan travmatik durum için motivasyonu, belirli stresörlerle baş etme yöntemleri farklıdır. TSSB, daha çok genç erişkin, bekar, boşanmış, dul, ekonomik yönden zayıf ya da sosyal yönden izole kişileri daha fazla etkilemektedir. Risk altındaki kişilerde (savaş, çatışma, cinayet ya da doğal afet yaşama gibi) TSSB yaşama oranı %58’e kadar çıkabilmektedir. Ayrıca insanların neden olduğu travmaların, doğal felaketlerden daha fazla TSSB oluşturduğu bilinmektedir. Aynı travmatik olayı yaşayan herkeste TSSB ortaya çıkmamaktadır. Stres kaynağının hasta için öznel anlamının önemi üzerinde giderek birleşilmektedir. Çeşitli etnik-kültürel, psikolojik, biyolojik, ailesel ve sosyal etkenlerin bozukluğun patogenezinde yeri vardır. 15 yaşından önce psikolojik travma yaşamış olma, sosyal desteğin yetersiz olması, psikiyatrik hastalığa yatkınlık, özellikle anksiyete bozukluğu ve majör depresyon gibi hastalıklar geçirmiş olma, 10 yaşına gelmeden aileden ayrılmış olma, yatkınlığı gösteren faktörler olarak düşünülmektedir.

TSSB gelişmesine neden olacak travmalar, askeri çatışmaya katılma, saldırıya uğrama, işkence, savaşta esir düşme, toplama kamplarında bulunma, doğal ya da insanların neden olduğu felaketlerle karşılaşma, ciddi trafik kazaları, yaşamı tehdit edici bir hastalık tanısı alma gibi olağan dışı travmatik olaylardır.

Çocuklar için, korku, vahşet, yaralanma olmasa bile gelişime uygun olmayan cinsel deneyimler travmatik olay olarak kabul edilmektedir. Ciddi yaralanmaya, birisinin vahşice öldürülmesine, kaza ya da afetteki haline, yaralanmasına tanık olma ceset, ceset parçasını görme gibi olaylar, bunların bir başkası tarafından görülüp anlatılması yakın arkadaş ya da aile üyelerinden birinin ölümü, kazaya, travmaya uğramasının öğrenilmesi de travmatik nitelikte olabilmektedir. Travmatik olay, insan tarafından yapılmış ise hastalığın gelişme riski, şiddeti ve süresi daha fazla olmaktadır. Bazen de, sıradan gibi görünen ya da çoğu insan için bir felaket gibi görünmeyen olaylar, söz konusu olayın kişi için öznel bir anlamı olması nedeniyle TSSB’ye neden olabilmektedir. TSSB’nin gelişme riskini, stresörün şiddetini arttıran ve kişinin yatkınlığı olduğunu gösteren etkenler belirlemektedir.

Stresörün etki şiddetini arttıran etkenler:

- Birey için öznel anlamı olması,

- Karşı karşıya kalma süresinin uzaması,

- Karşılaşmanın ani olması (hazırlıksız olma),

- Katastrofik olması,

- insan tarafından oluşturulması,

- Ölüm tehdidi içermesi,

- Fiziksel yaralanma ile birlikte olması

- Gaddarlık ve insanlık dışı olay içermesi,

- Kişide suçluluk duygusu uyarması,

- Kişinin köşeye sıkıştırılmışlığını hissetmesi.


Kaynak; DSM-V


Klinik Psikolog Mustafa COŞGUN Klinik Psikolog Şadiye KAYA COŞGUN

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), insanların rahatsız edici yaşam deneyimlerinin sonucu olan semptomlardan ve duygusal sıkıntılardan kurtulmalarını sağlayan bir psikoterapi

Depresyon Nedir? Depresyon; nasıl hissettiğinizi, nasıl düşündüğünüzü ve nasıl davrandığınızı olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi bir tıbbi hastalıktır. Neyse ki, aynı zamanda tedavi edilebilir. Depresy