top of page
  • Yazarın fotoğrafıŞadiye Kaya

Şema Terapi ve İhtiyaç Alanları

Şema Terapi’nin teorisinde, çocukluk dönemi ruhsal temel ihtiyaçlar önemli bir yer tutar. Buna göre eğer temel ihtiyaçlarınız yeterince karşılanıyorsa, ruhsal şikayetler daha azdır ve çevrenizle uyum içinde yaşama ihtimaliniz çoğu zaman daha fazla olacaktır.

bu temel ruhsal ihtiyaçlarımızın 4 ana başlık altında ele alabiliriz. Bu ihtiyaçlarımızdan

Birincisi Sevgi ve Aidiyet ihtiyacımız

İkincisi Saygı ihtiyacımız

Üçüncüsü Güven ve Adalet

Son olarak Konfor ve Özgürlük ihtiyacımız bulunmaktadır.

Ruhsal sorunların temelinde yatan 18 tane şema ise bu 4 ihtiyacın altında toplanır. Şimdi bu ihtiyaç alanlarına gelin birlikte bakalım.


SEVGİ ALANI İHTİYACI ve ŞEMALARI

Sevgi ihtiyacı karşılanmış kişilerin muhtemelen düşünceleri şu şekilde olabilir;

“Herkes kadar sevilmeye layığım ve çevremde beni seven insanlar var. Ben de sevebilirim. İnsanlarla aram iyidir, bir gruba ait olabilirim. Bir ortama yeni gelen kişi bile olsam zaman içinde grubun beni içine alacağını hissederim ve bu genellikle böyle olur. Herkes kadar kusurlu, herkes kadar özelim. Aradığım sevgi ve aidiyeti almak için çok özel veya kusursuz olmama gerek yok, çünkü kimse böyle değil zaten.”

Bu alan sevgi alıp verme ve bir gruba ait olma ihtiyacımızla ilgilidir. Eğer bu alandaki şemalarımız çok güçlü değilse, bu ifadeler bize normal gelir. Hayatımız boyunca başkalarıyla sevgi alıp verme ve bir gruba ait hissetme konusunda herhangi bir sorun yaşamayız. Başımıza gelen ayrılıkları, dışlanmaları çok sorun yaşamadan atlatır, hayatımıza sağlıklı bir şekilde yeniden devam edebiliriz.


Bu ihtiyaç alanın şemalarından ilki Duygusal Yoksunluk şemasıdır. Kişinin normal duygusal ihtiyaçlarının diğerleri tarafından yeterli olarak karşılanmayacağı beklentisidir. Üç tür yoksunluk vardır:

a) Bakım yoksunluğu: ilginin, duygusallığın, sıcaklığın, veya arkadaşlığın eksikliği

b) Şefkat- Sevgi Yoksunluğu: anlaşılmanın, dinlenmenin, kendini ifadenin veya başkaları ile karşılıklı duygu paylaşımının eksikliği

c) Kollanma- Korunma Yoksunluğu: başkalarının kuvvetinin, yönlendirmesinin veya rehberliğinin eksikliği


Sevgi / Aidiyet alanının ikinci şeması Kusurluluk şeması ile devam ediyoruz.

Bu şemada kişi nedenini anlayamadığı bir şekilde kendisini kusurlu, kötü, istenmeyen, aşağı, yetersiz sevilmez hisseder. Eleştirilmeye, dışlanmaya, suçlanmaya aşırı duyarlıdırlar. Başkaları yanında aşırı utangaçlık, ve güvensizlik hissedilir. Fark edilen kusurlarından dolayı utanç hissi içerebilir. Kişinin kendisinde olduğuna inandığı bu kusurlar gizli veya açık olabilir.

Gizli kusur örnekleri: bencilim, kıskancım, kırıcı birisiyim, sapık cinsel eğilimlerim var…

Açık kusur örnekleri: Çok çirkinim, bacaklarım kalın, burnum büyük, penisim küçük, tanışma sırasında ne diyeceğimi bilemem, girişken değilim…


Bu alanın üçüncü şeması Sosyal İzolasyon ise tüm dünyadan ayrı, diğer insanlardan farklı ve/veya herhangi bir grubun veya topluluğun parçası olmama hissidir. Kişi kendisinde nedenini açıklayamadığı bir farklılık hisseder. Bir şekilde diğer insanların kendisini dışladığına veya dışlayacağına inanır.


Sevgi / Aidiyet alanının son şeması Duyguları Bastırma’da ise kişide yanlış yapmaktan, diğerleri tarafından kabul görmemekten, kötü sonuçlardan, veya dürtülerini kontrol edememekten kaçınmak için doğal davranışların, hislerin veya iletişimin sürekli bir denetim altında tutulması gerekliliğine güçlü inanç vardır. Genellikle güven ve huzur hissini sağlayabilmek için bu denetimin ve sorumluluk hissinin şart olduğu düşünülür. Baskı altında tutulan alanlar:

a) öfke ve saldırganlığın bastırılması

b) aşırı düzenlilik ve planlama

c) olumlu dürtülerin baskılanması (neşe, cinsel uyarılma, oyun, eğlence)

d) alışkanlıklara ve adetlere aşırı dikkat

e) incinmeyi ifade etmede ve duyguları, ihtiyaçları serbestçe konuşmada güçlük

f) duygusal istekleri göz ardı ederken akılcılık üzerine aşırı hassasiyet.

Aşırı denetimcilik genellikle hastanın çevresindeki kişileri de içerir


· SAYGI ALANI İHTİYACI ve ŞEMALARI

“Ben de diğerleri kadar yetenekliyim. Öğrenebilirim ve başarmak için gerekli adımları atacak dirence sahibim. Karşıma çıkan sorunlarda karar alabilirim ve çözüm üretebilirim. Herkes kadar sağduyuya sahibim. Aksilikler ve itirazlarla karşılaştığımda, haksızlığa uğradığımda kendimi savunabilir ve koruyabilirim.”

Bu alan üretkenliğimizle ve kendimizi ortaya koyabilmemizle ilgilidir. Becerilerimiz ile içinde bulunduğumuz toplum tarafından saygı gördüğümüzü hissederiz. Çevremizde bizden çok daha başarılı insanların varlığında bile, bir insan olarak saygıdeğer olduğumuzu düşünürüz.

Saygı alanının ilk şeması Başarısızlıktır. Başarısızlık şeması olan kişiler Başarısız olduğuna, kesin olarak başarısız olacağına veya başarı kazanılacak alanda (kariyer, spor vb.) akranlarına göre yetersiz olduğuna güçlü bir inanç vardır. Sıklıkla aptal, beceriksiz, yeteneksiz, cahil, seviye olarak düşük, diğerlerinden daha az başarılı olduğuna ilişkin inançları içerir.


Saygı alanının ikinci şeması Boyun Eğicilikte ise kişi son kararı veya kontrolü kendisini zorunda hissederek başkalarına bırakır. Genellikle bu tutumun nedeni öfkeden, karşı tepkiden, veya terk edilmeden kaçınmak içindir.

Haklarından vazgeçmenin iki şekli vardır:

a)İhtiyaçlarından Vazgeçme: Kişinin tercihlerini, kararlarını ve isteklerini bastırır

b)Duygularından Vazgeçme: Özellikle öfke olmak üzere kişinin duygularını ifade etmeyi bastırır

Genellikle kişi isteklerinin, düşüncelerinin ve hislerinin başkaları için geçerli ve önemli olmadığını algılar ve buna inanır. Olupbittiye getirilmeye aşırı hassasiyetleri olmakla beraber aşırı bir uyum gösterirler. Bu durum daha sonra pasif agresif davranışlara, kontrolsüz öfke patlamalarına, psikosomatik belirtilere, duyguların kapanmasına, ani dışa vurumlara veya madde kötüye kullanımlarına neden olabilir. Çünkü uyum gösterilmekle beraber yoğun bir öfke hissedilmekte ve bu öfke bastırılmaktadır.


Bağımlılık şemasında kişi eğer başkalarından belirgin bir yardım almazsa gündelik sorumlulukları yeterli bir şekilde yerine getiremeyeceğine inanır. Bu sorumluluklar kendi kendine bakabilmek, günlük işleri halletmek, iyi değerlendirme yapmak, yeni işlerin üstesinden gelmek, iyi kararlar vermek gibi kişinin böyle bir inancı olmasa rahatlıkla yapabileceği konulardır. Genellikle kişi kendisini çaresiz hisseder. Tek başına bir işi başlatma zorluğu vardır.

Bu alanın son şeması olan İç İçelikte ise bir veya daha fazla önemli kişiye (genellikle anababa) aşırı duygusal bağlılık ve yakınlık vardır. Sıklıkla yapışık bireylerden en az birinin diğerinin sürekli desteği olmazsa yaşayamayacağı veya mutlu olamayacağına ilişkin inancı içerir ve bireysel yaşamdan veya sosyalleşmeden vazgeçilir. Bununla beraber kişi zaman zaman yapışık olunan kişi ile iç içe geçtiklerini, engellendiğini hissedip bunalabilir. Genellikle boşluk ve bocalama, amacının olmaması veya ciddi olgularda kendi varlığını sorgulama hissi vardır


GÜVEN ve ADALET ALANI ŞEMALARI

Bu alanda tehlikenin büyüklüğünü yanlış algılayarak gereğinden fazla korku hissederiz. Dayanıksızlık, Karamsarlık, Kuşkuculuk ve Terkedilme şemaları dışarıdan gelecek bir tehlikeye karşı aşırı hassasiyet yaratır.

Bununla beraber bu alanda bulunan Cezalandırıcılık, Fedakarlık ve Yüksek Standartlar şemaları, adalet konusunda bir hassasiyetin varlığını bize düşündürür. Buna bir tür yanlış yapma, bencil olma fobisi de diyebiliriz. Hayatta bizim başımıza gelecek adaletsiz olaylar veya bizim başkalarına gösterdiğimiz adaletin seviyesi ile ilgili sorunlarımız vardır.

Her an başımıza adaletsiz bir olay gelebileceğine inanmak gibi, yaptığımız şeylerde yeterli derecede adaletli davrandığımızı bir türlü algılayamayız. O nedenle işimizi garantiye almak için fazlasıyla adaletli olmaya çalışırız ve bu da bizim diğerleri ve kendimiz ile olan ilişkimizi bozar. Bu alanda özellikle “iç rahatlığı” veya “gönül rahatlığı” yaşayamamaktan şikayet ederiz.

Bu şemanın asıl açılımı “Tehlikelere Karşı Dayanıksızlık Şemasıdır.” Biz günlük kullanımda sadece Dayanıksızlık Şeması diyoruz. Her an tıbbi, adli, ruhsal, ekonomik veya doğal bir felaketin olabileceğini hissederiz ve bu tehlikeler karşısında çaresiz kalacağımıza inanırız.

Tıbbi Dayanıksızlık

Dayanıksızlık Şemasının bu alt dalında hastalık korkusu ile başınız derttedir. Çeşitli hastalıkların sizde çıkacağını beklersiniz. Özellikle amansız hastalıklar beklenir. Kalp krizi, beyin kanaması, MS (Multipl Skleroz), AIDS, hepatit gibi.

Ruhsal Dayanıksızlık

Beden sağlığı gibi, akıl sağlığımızın tehdit altında olduğunu hissettiğimiz bir durumdur, Akli Dayanıksızlık. Aklımızı yitirmekten korkarız. Sanki aklımız bir heyecanlanma ile tık diye kaçacak, bir daha da yerine gelmeyecektir.

Maddi Dayanıksızlık

Bu alt dalda, tüm paramızı kaybedip ekonomik açıdan çok zayıf bir duruma düşmekten endişe ederiz. Aynı beden veya ruh sağlığı gibi ekonomik rahatlığımızın da sonsuza kadar devam edeceğinin garantisi yoktur bize göre. Sonsuza kadar çalıştığımız şirket dayanamayabilir, işten çıkartılabiliriz ya da mağazamıza müşteriler bir daha uğramayabilir. O nedenle çok tutumlu davranırız.

Adli Dayanıksızlık

Bu ilginç dayanıksızlık türünde, başımızın yasalarla derde gireceğinden korkarız. Unuttuğumuz bir vergi, bir yerlerde faiziyle artmaktadır ve ummadığımız bir anda yasal cezalarla karşımıza çıkacaktır. Tanık olarak katıldığımız bir duruşmada öyle aksilikler olacaktır ki, sebepsiz yere 5 yıl hapis cezası alacağızdır. Adli konularda çıkan bir sorun yüzünden boşu boşuna ceza alacağımızdan korkarız.

Tabii Dayanıksızlık

Doğal olaylara karşı dayanıksızlık olarak da isimlendirebileceğimiz bu alt türde deprem, asansör, uçak, gemi, kedi, böcek gibi doğal tehditlere karşı korkularımız olur. Bineceğimiz uçak veya asansör düşecektir. Bir kaza olması an meselesidir. Benzer şekilde kedilerden, köpeklerden her şey beklenir. Her an üstüme atlayabilirler. Zihnimiz sürekli olabilecek doğal felaketlerin provasını yapar durur. Bu durum da, diğer Dayanıksızlık Şeması alt alanları gibi, bedenimizde sürekli bir endişenin var olmasına neden olur


Karamsarlık Şemasını dilimizde en iyi anlatan “Çok gülersen, çok ağlarsın” deyişidir. Hayatta eninde sonunda kötü olayların olacağını sürekli aklımıza getiririz.

Bu şema Dayanıksızlık Şeması ile neredeyse iç içe bir yapıdır. Birbirine çok karışır. İkisinde de bir felaket algısı vardır. Karamsarlık Şemasında ise, bu felaketin iyi bir şeyden sonra ortaya çıkacağına inanmak bileşeni de vardır.

Karamsarlık Şemasını gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde bulabiliriz.

“Tezkeresine on yedi gün kala şehit oldu.”

“Mezuniyet törenine giderken trafik kazası geçirdiler.”

“Gelinliğini giyemeden kefenini giydi.”

“Yıllar sonra biten evinde ilk gece kalp krizi geçirdi” gibi.


Güven ve Adalet alanının bir değer şeması olan Kuşkuculuk, evhamın insan ilişkilerindeki karşılığıdır. Beklenen felaket sağlıktan değil, diğer insanlardan gelecektir. İnsanlar eninde sonunda bizi aldatacaklar, kötü davranacaklardır. Kötü davranmasalar bile en azından özensiz ve ihmalkâr olacaklardır. “İnsanoğlu çiğ süt emmiştir” ve kötü niyetle bir şeyler yapması an meselesidir. Bu şemaya sahipsek, bu tür düşünceler aklımızdan çok sık geçer. Ortaya çıkan aksiliklerde kötü niyet ve/veya ihmalkârlık ararız ve sonunda mutlaka buluruz.


Terk Edilme Şeması, yakın ilişki içinde olduğumuz kişilerin eninde sonunda bizi terk edeceğine ilişkin güçlü bir inançtır. Sevgilimiz ya başka birisini bulacaktır, ya da ilişkiyi sürdürmekten vazgeçecektir. Sonuç olarak her şey yolunda giderken birdenbire sevgilimizin ilişkiyi bitirme önerisi ile karşımıza geleceği günü bekleriz. Sevgilimizin ağzından “seninle bir konuda konuşmak istiyorum” gibi bir ifade çıktığında aklımıza ilk gelen ilişkiyi bitirme konuşması yapacak olmasıdır.


Bu ihtiyaç alnının özellikle adalet kısmına ait olan Fedakarlık Şemasında kişi, zorlu durumlarda refleks olarak kendi haklarından vazgeçerek diğerlerinin ihtiyaçlarını ön planda tutar. Bizim yardımımız olmadan karşıdaki kişinin o sorunu çözemeyeceğine inanırız. Ardından da çok büyük bir üzüntü yaşayacaktır, bize göre. Olası felaket gözümüzde canlandığında, o sıradaki kendi ihtiyaçlarımızı ve haklarımızı göremez oluruz.


Cezalandırıcılık Şemasında adalet algımız daha da hassastır. Her hatanın bir ceza gerektirdiğine inanırız ve hatalara ceza keserken de elimizin ayarı bozuktur. Bu şema daha çok kişinin kendisine yöneliktir. Kişi yaptığı hatalara karşı aşırı duyarlıdır ve hatayı mutlaka ceza takip etmelidir. Affetmeye karşı bir gönülsüzlük vardır ve bu tür düşünmenin sonucu olarak ufak bir hatada bile cezayı hak etmişçesine bekler ve kendini iyi hissettiren etkinliklerden uzak kalır.


Güven ve Adalet alanının son şeması olan Yüksek Standartlarda eleştiriden kaçınmak için davranışlar ve iş becerisinde çok yüksek seviyelere ulaşılması gerektiğine inanç vardır.

Bu aşırı seviyelere ve standartlara bugünden başlayarak yaşam boyu hiç durmadan çalışıldığında ancak erişilebileceği için tipik olarak bu insanlar tatil yapmakta zorlanırlar. Kişinin kendisine ve diğerlerine aşırı eleştirel yaklaşımları vardır.

Haz almada, gevşemede, sağlıkta, kendine güvende, başarı hissinde veya tatminkar ilişki kurmada belirgin bozulmalar içerir.

Yüksek standartlar tipik olarak:

a) mükemmeliyetçilik, detaycılık veya kişinin normallere göre performansının iyi olmasının göz ardı edilmesi

b) Moral, ahlaksal, kültürel veya dinsel prensiplerde gerçek dışı katı kurallar ve “- meli, -malı” lar.

c) Zaman ve etkinlik üzerinde daha fazlasını başarmak için aşırı uğraşı içerirler.



KONFOR ve OZGÜRLÜK ALANI ve ŞEMALARI

Bu alandaki şemalarım sağlıklı ise, uzun vadeli amaçlarıma ulaşmak için sabredebilme kapasiteme güvenirim. Engellendiğimde canım çok yanmaz ve zorundalıkların yaşamın bir parçası olduğunu kabul ederim. Bu sayede kendimi disiplin altına sokabilirim. Uzun vadede bunun ekonomik ve sosyal yaşantımla beraber sağlığım üzerindeki olumlu etkilerini de yaşarım.

Çevremde “en beğenilen” olmak için bir çabam yoktur, çünkü olduğum halimle kendimi yeterli hissederim. Kendimi avantajlı durumlara sokmak için uğraşmam.

Bu alanda özellikle “engellenme” ve “rahatımızın bozulması” deneyimleri öne çıkar. Bu durumlara aşırı duyarlı olabiliriz ve rahatımızın bozulmaması için zorbalık, statü arayıcılık veya dürtüsellik gibi tepkilerimiz olabilir.


Haklılık şeması olan kişi diğer insanlara göre daha üstün olduğuna inanır. Özel haklara ve ayrıcalıklara hakkı vardır ve normal toplumsal yaşamı yönlendiren kurallara tabii olmadığına inanır.

Genellikle gerçekçi olana, diğerlerinin neyi akılcı bulduğuna veya başkalarına neye mal olacağına aldırmayarak, ne isterse yapabileceği veya sahip olabileceği konusunda ısrarlıdır. Güç ve yetki kazanmak için başkalarından üstün olma üzerine abartılı bir odaklanma vardır. Bazen başkalarının ihtiyaçlarına aldırmadan, baskı kurarak veya diğerlerini manipüle ederek amaçlarına ulaşmaya çalışır.

Yetersiz Özdenetim şemasında uzun vadeli amaçlara erişebilmek için yeterli disiplin ve engellenmeye tolerans göstermekte belirgin zorluk veya reddediş vardır. Kişiler huzursuzluktan, sıkıntıdan, çatışmalardan, yüzleşmelerden, sorumluluktan kaçınma gösterirler.

Bu alanın en son şeması Statü Arayıcılıkta, Haklılık ve Yetersiz Özdenetim şemalarından farklı olarak, kişi ayrıcalıklı muamele görebilmek için yüksek statülere erişmeye ve çevresindeki herkesin takdirini kazanmaya çalışır.

Adalet alanındaki Yüksek Standartlar şemasında da yüksek kademelere gelme isteği vardır ama bu durumun kişinin kendi çabasıyla olması ön plandadır. Statü Arayıclıkta ise bu yüksek makamlar “torpille” olsa bile kabul edilebilir.

Kazanılan yüksek statüler bizi “angarya” işlerden uzak tutar. Ancak sürekli ortamlarda en statülü olmaya veya statülü insanlarla yakınlık kurmaya işlevsiz bir istek vardır.




6 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Narsist Partnerin Sevgi Tuzağı (Love Bombing)

Bir ilişkide en temel ihtiyacımız olan şey sevildiğimizi hissedebilmektir. Birisi tarafından sevilme ihtiyacı eğer çocukluk ve ergenlik döneminde büyütüldüğün ortamda yeterince hissedemediysen daha fa

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karşılaşması, böyle bir duruma tanık olma gibi ağır trav

bottom of page